Benim hiç oyun ablam olmadı…


Çocukluk öyle bir dönem ki , dün ne yediğimi sorsanız muhtemelen hatırlamayacağım ama çocukluğunu anlat deseniz ilk gün ki  gibi canlı anlatabilirim size.

Mesela ilkokuldayken teneffüs zilinin çalmasını dört gözle beklerdim. Zil sesini duyar duymaz adeta birbirimizi ezercesine bahçeye doğru koşardık. Daha sonra kola kutusunu ezer ve ilk vuruşu yaparak maçı başlatırdım 🙂
Maçın bitişini ise  zil sesi belirlerdi, yine koşarcasına sınıfa giderdik.

En son zil sesini ise pek sevmezdim. Çünkü eve dönüş demekti en son çalan zil. Evde genellikle sıkılırdım. Çünkü annem çalışıyordu ve yaşlı bir komşumuza emanet etmişlerdi beni.  Doyasıya koşmak, dışarda eğlenmek, güldürülmek istiyordum ama yaşlı komşumuzla pek de mümkün olmuyordu bu.

Anne ve babanın çalıştığı bir ortamda, benim zamanımda sizi ya anneannenize/babaannenize  yada komşunuza emanet ederlerdi. Bir çocuk oynamak, güldürülmek / gülmek, doyasıya yaramazlık yapmak, koşmak, bisiklete binmek, top oynamak ister. Ancak yaşça kendisinden çok çok çok büyüklerin yanında bu pek de mümkün olmaz.

Bundandır ki şimdilerde ise ebeveynler çocuklarını pırıl pırıl üniversiteli gençlere emanet ediyorlar.  Çocukları için 1-2 yaşından itibaren, üniversiteli abla arayışına giriyorlar.

Düşünebiliyor musunuz , Boğaziçi Üniversitesinde okuyan İngilizcesi müthiş, sıcakkanlı, eğlenceli  bir üniversiteli abla çocuğunuzla keyifli vakit geçiriyor.

3 gün önce bir firmada yönetici olarak çalışan bir anne beni aradı. Evinde 2 yatılı bakıcısı varmış ancak çocuğunun kişisel gelişimine/eğitimine yeteri kadar etkili olamadıkları için üniversitede okuyan bir abla arayışına girdiğini söyledi. Bu abla çocuğumla ilgilenmek dışında hiç bir şey yapmayacak, sadece çocuğumla güzel ve kaliteli bir zaman geçirsin yeter dedi.

Öğrenciler için müthiş bir fırsat. Düşünsenize hem okumaya devam edecek, hem de ev ortamında tatlı mı tatlı bir çocukla eğlenceli vakit geçirecekler. Hem de harçlık kazanacaklar.

Üstelik büyük bir firmada yönetici olarak çalışan annenin çocuğuyla ilgilenmek, ona ilerisi için de bir iş fırsatı yaratabilir.

Rekabetin her gün arttığı, iyi olmanın değil daha iyi olmanının yeterli olduğu ve global düşünenin ayakta kalabildiği bir dünyadayız.  Aileler de doğal olarak çocukları için en iyisini istiyorlar.

Atalarımızın çok güzel bir sözü var  “Ağaç yaşken eğilir.

Bundandır ki aileler 2 yaşına giren çocuğuyla bir üniversitelinin ilgilenmesini/vakit geçirmesini istiyorlar. O yüzdendir ki çok küçük yaşlarda İngilizce öğretmeye başlıyorlar.

http://aile.unisbul.com
0216 330 00 28

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s