ŞÜKRİYE TEYZE’LER OUT, OYUN ABLALARI-ABİLERİ İN

Geçmişe, çocukluğunuza doğru bir yolculuk yapsak… Neler kimler var anılarınızda? Elbette ki ailemiz, arkadaşlarımız, oyunlarımız, oyuncaklarımız ve yardımsever komşularımız…Eğer çocukluğunuz 90’lı yıllarda geçti ise, anneniz iş kadını yada ev hanımı hiç fark etmez, başı sıkıştığı anda imdadına yetişen, sizin bakımınızı üstelenen bir yardımsever komşunuz olmuştur.

Ah Şükriye Teyze; apartmanımızın demirbaşı, kısacık boyu, buruşuk yüzü, elinden düşürmediği sigarasıyla annemin kurtarıcısı. Geçmezdi Şükriye Teyze ile paylaşılan gün: Oyun oynamaz, masal anlatmaz, başı ağrır, gürültü yaptırtmaz. Bir de ağzından düşürmediği o sigarası öyle pis kokar ki..

Şimdilerde çocuğunuzu bırakacak kadar güvenilir komşuluklar yok. Bir de artık ebevenyler daha bilinçli. Hem çocuklarının boş bir gün geçirmemelerine dikkat ediyorlar, hem de kötü örnek teşkil edebilecek zararlı alışkanlıkları bulunan yetişkinler ile bir arada bulunmalarını engelliyorlar. Bazı ebevenyler ise geç olsa da bu bilince ulaşabiliyor…

Her hafta sonu olduğu gibi bir hafta sonu da okul arkadaşlarımız ile toplandık. Uzun süredir aramıza katılamayan canım arkadaşım Ayla da aramızdaydı. Biraz sitemkar bir şekilde nerelerdesin Ayla? Hafta sonu buluşmalarımıza hiç katılmıyorsun demekten alıkoyamadım kendimi. O da pek bir dertliymiş bu durumdan, başladı anlatmaya… Kızı Ada’ya istedikleri gibi bir bakıcı bulamamışlar meğersem. ‘Bütçemizi sarsmayacak ücretlere bu hizmeti verenler, Ada’nın eğitimine katkısı olamayacak seviyede adaylar… Eğitimliler de var tabi ki ama öyle bir ücret belirtiyorlar ki duysanız dudağınız uçuklar.. Şimdi de anneannesine bıraktım, çok bunaldım. Kendime hiç vakit ayıramıyorum kızlar.” Dikkatlice baktım da gözlerinin altındaki mor halkalardan belli oluyordu Ada’nın onu ne kadar yorduğu..

Didem dedim kendi kendime işin seni her yerde buluyor… Ayla’cığım beni iyi dinle senin ilacın bende.. Bundan sonra dostluğumuzu, müşteri ilişkisi ile pekiştiriyoruz. Bizim Unisbul.com’dan sana tam da aradığın gibi bir bakıcı buluyoruz.. Ayla’yı o kadar uzun zamandır görmüyordum ki nerede çalıştığımdan bi haberdi. Unisbul.com….

Bir internet sitesi, yurt dışından bildiğimiz saatlik bakıcı (baby-sitter) hizmetini Türkiye’ye getirmiş. Üstelik marka haline gelmiş, Kariyer.net’in iştirakı bir firma…Sitenin ünvanı Unisbul.com. Site üzerinde sadece üniversite öğrencileri ve yeni mezunlar yer alıyor. Bu kriterin doğruluğunu ise, adaylardan öğrenci belgelerini ya da mezun olduklarını kanıtlayan bir belgeyi temin ederek sağlıyorlar. Ailelerin
yani Ayla’cığım senin, ilk aşamada yapman gereken şey, Uzman Müşteri Temsilcisi ile irtibata geçip aradığın kriterleri iletmen. Bunlar aradığın oyun ablası hangi günlerde, hangi saat aralığında çocuğunla ilgilensin istiyorsun, hangi üniversitede, bölümde okusun,
oyun ablasından istediğin sertifikalar, çocuğuna vermek istediğin eğitim programlarına kadar çalışmak istediğin oyun ablasında sahip olması gereken nitelikler.

Ve Uzman Müşteri Temsilcisi tarafından ilanın oluşturulup sitede yayınlanmaya başlıyor. Canım arkadaşım Ayla’nın en çok da başvuruda bulunan adaylar üzerinden karar verirken zorlanacağına eminim. ”Adaylar birbirinden mükemmel, başarılı, en iyi üniversitelerde, en iyi bölümlerde eğitim gören, binlerce genç beyin…Gerçekten zor bir karar… Gel de karar ver Ayla’cığım”

İnternet üzerinden sitemizi inceleyebilirsin. Sitede 100.000’den fazla aday kayıtlı. Hepsi de cevher gibi. Siteye kayıtlı adayları üniversite, okudukları bölüm, hatta pek çok kriter üzerinden filtreleme yolu ile inceleyebiliyorsun.

Mesela Ada’nın büyüyünce Doktor olmasını istiyorsun diyelim, aradığın bakıcıyı tıp öğrencileri üzerinde seçip, Ada’ya örnek olabilecek bir bakıcı ile çalışabilirsin. Ya da Çocuk Gelişimi Öğrencisi bir bakıcı da bulunmaz bir fırsat olabilir senin için. Aynı zamanda adayların yabancı dil bilen, sanatsal faaliyetlerde bulunan, sporun çeşitli dallarıyla uğraşan gençler olduğunu da düşünürsek, Ada’nın eğitiminde ne büyük
rolleri olabileceğine sen karar ver.

Lafım bittiğinde Ayla’nın gözündeki mutluluğu görebildim. Bu fırsatı hiç kaçırır mı Ayla’cığım. “Didem hemen unisbul.com’un numarasını paylaş. Ada’ya biran önce Oyun Ablası bulalım…”

Bunları konuştuğumuz hafta Müşteri Temsilcilerimizden biri ile irtibata geçip ilanını vermiş bile. Hafta bitmeden aradı beni. Hizmetten çok memnun kalmış. Bu kadar kısa sürede nasıl oluyor da bu kadar çok başvuru aldı ilanım inanamıyorum. Müthiş bir hizmet sunuyorsunuz.
Bu hafta adaylar ile yüz yüze mülakat gerçekleştireceğim ama haftaya kesin buluşuyoruz…

Ve arkadaşım artık kendisine daha çok vakit ayırabiliyor. Ada ise kısa zamanda Oyun Ablası Selin’e alışmış bile. Bunları duymak beni gerçekten çok mutlu etti. Hem artık Ada daha kalite zaman geçiriyor. Oyun Ablası Selin ile biz de canım arkadaşımız Ayla’yı daha sık görebiliyoruz.

Sözüm o ki; çalışan ebevenyler ya da kendine vakit ayırmak isteyen ev hanımı anneler. Siz evde yokken gözünüzün arkada kalmamasını istiyor, hem de çocuğunuzun bu yaşlarda vakit geçireceği her bir bireyi örnek alacağının bilincinde iseniz, Unisbul.com
vermiş olduğu bu hizmetle çocuğunuzun keyifli, eğitici, güvenli dakikalar geçirmesini sağlıyor.

Ve siz anne babalara bir hatırlatmam daha olacak. Her yaştan çocuğunuza, oyun ablası, abisi-etüt ablası, abisi hizmetinden yararlanabiliyorsunuz.

Siteye ulaşabileceğiniz İletişim bilgileri:

www.unisbul.com
info@unisbul.com
(0216 ) 330 00 28

Didem EVNİ

Reklamlar

İş var ama nitelikli eleman yok

Yaklaşık 4 yıldır üniversite öğrencileri ve mezunlara iş imkanları sunuyorum. İş var ama nitelikli eleman yok deselerdi bundan önce herhalde çoğu insan gibi “hadi l.. ordan derdim. Türkiye’de o kadar işsiz varken sen kalkmış eleman yok diyorsun dalgamı geçiyorsun kardeşim, derdim. Ama şu an’da böyle düşünmüyorum. Bu yazıda böyle düşünmeme sebep yaşadığım olayları paylaşacağım sizinle, belki bana hak verirsiniz.

Aslında bu kendinizi karşınızdakinin yerine koyarak düşünmenizle ilgili. İş arayan olarak kendi pencerenizden bakarak “işsizim işte kimse bana iş vermiyor ” diye düşünürsünüz, firmalar’da nitelikli elemanları bulmak için danışmanlık firmalarına tonlarca para öderler.  Düşünebiliyor musunuz sizin gibi iyi bir elemanı bulmak için işverenler danışmanlık firmalarına tonlarca para ayırıyorlar. Doğru elemanı nitelikli elemanı bulmak için departmanlar oluşturuyorlar. Siz de bir yandan iş yok diye dizinize vurup duruyorsunuz. Çok tezat bir durum değil mi ne dersiniz ?

İyi bir elemanı hiçbir firma kaybetmez. Çünkü iyi bir elemanı kaybettiğinde onun yerine gelecek elemanı bulmak için harcayacağı para ve zaman  işverene pahalıya neden olur.

Danışmanlık yaptığımız bir firma “halkla ilişkiler elemanı ” bulmamız için bizi görevlendirdi.  Neyse ilanımızı çıktık ve başvuruları almaya başladık. Şimdi size bu süreçte geçen trajik olayları anlatarak neden “iş var ama nitelikli eleman yok ” düşüncemi anlatacağım.

Başvurular arasından ilk adayımızı çağırıyorum. Aday görüşmeye zamanında geliyor. Ancak erkek arkadaşıyla  el ele birlikte odaya geçiyorlar. Kendisine görüşmeyi kendisiyle yapacağımızı söylüyoruz ama adayımız yanındaki erkek arkadaşının nişanlısı olduğundan bir problem oluşmayacağını yanında kalmasını istediğini belirtiyor. Görüşmeyi gözleri sürekli nişanlasında olan adayımızla mülakatı kısa sürede bitiriyorum.

İkinci adayımızı çağrıyoruz.  Özgeçmişinde yazdığı kadarıyla iş tecrübeleri pozisyon için yeterli.  Görüşmeye yalnız geliyor bu adayımız . Görüşme odasına alıyoruz ve mülakatımız doğal halinde ilerliyor ve adayımı gönderiyorum. Adayla ilgili görüşlerim olumlu, pozisyon için gayet iyi bir aday. Gerek tecrübeleri , gerekse mülakatta verdiği cevaplar tatmin edici. Akşama doğru adayı arayıp işe alındığını söylemek istiyorum. Arıyorum , arıyorum ama telefona bakmıyor. Aradan biraz zaman geçtikten sonra son kez arıyorum. Bu sefer telefonum meşgule veriliyor. 2 dk sonra ise bir mesaj geliyor telefonuma. İşinizle ailevi nedenlerden dolayı kabul etmiyorum, lütfen beni rahatsız etmeyin….

Başka bir adayımızı çağrıyoruz bu sefer. Hatta bu aday kendisini mülakata davet ettirmek için epey aradı bize. Bu işe çok ihtiyacı olduğunu, eğer görüşmeye davet edilirse kendisinin bu pozisyon için ne kadar iyi olduğunu bizimde görebileceğimizi söyledi. İyi dedim yarın sabah 10 ‘da gelin görüşelim. Ertesi gün saat 10.10 , telefonla arıyorum adayı. Acaba yolumu bulamadı diye. Telefonda uykulu bir ses tonu, “haa,aaa şey alarmım çalmamış  . . . . . ”

Yukarıdaki örnekleri hiç bir yorum katmadan, ne yaşadıysam onları kendi doğallığında sizinle paylaştım. Çünkü yorumu size bırakmak istedim. Hal böyleyken “iş var nitelikli eleman yok ” düşüncemi sürdürüyorum.