Yeni Mezunların Mülakat Süreçleri

Üniversiteden mezun oluyorsun ve yeni bir iş arıyorsun. Onlarca, yüzlerce mülakata girip çıkıyorsun. Referans istiyorlar, çalışmadım ki nereden referans vereyim diyorsun. Tecrüben var mı diye soruyorlar iş görüşmesinde, kızıyorsun / öfkeleniyorsun. Yeni mezun olmuşum nereden iş tecrübem olsun diyorsun…

Kafanı yiyiyor bu sorular, cevap bulamıyorsun. Sorununun karşı tarafta olduğuna inandırıyorsun kendini. Aradan uzun süre geçince pes etme noktasına geliyorsun.

Bu noktaya geldiyseniz iğneyi kendinize batırın. Sevdiklerinizle bir Cafe’de otururken dönen iş arama muhabetlerinde gerile gerile “iş yok” demeyin.

İş var elbette, hem de o kadar çok iş var ki .

İş bulma ve arama süreci elbetteki sancılı bir süreç. Kabul ediyorum.

Yeni iş arama sürecine girmiş genç arkadaşlarım. Mülakatlar streslidir. Hele ki ilk ise…

Ama stresinizi kontrol altına almadığınız ve kendinizi iyi ifade edemediğiniz noktada işverenlere pasif, pısırık bir görüntü sunuyorsunuz. Kendini bile anlatamayan bir profil çiziyorsunuz.

Karşı tarafa kapalı bir kutu sunuyorsunuz. Ya açacak ya da ne uğraşacağım diyip kutuyu bir kenara atacak.

Görüşmeler de kendinizi iyi anlatmanız, kendinizden emin olmanız, güçlü konuşmanız, kendinizi iyi tanımanız yeterli aslında.

İşverenler referans ve iş tecrüben var mı diye neden soruyorlar ki , yeni mezun olduğumu görmüyorlar mı ? diye soruyor musun hala.

Hadi bakalım, neden soruyorlar öğrenelim…

Referansınız var mı ?

Elbette ki referansınız var. Yeni mezunsunuz, karşı tarafda bunun farkında pekala. Üniversiteden hocanızını referans olarak paylaşmayı düşünebilirsiniz mesela.

İş Tecüben var mı ?

En gıcık olduğum soru bu. YENİ MEZUNUM ben… Neden anlamıyorsun ?

Anlıyorum, biliyorum tabi ki yeni mezun olduğunu da. Yeni mezun demek iş tecrüben olmamasının önünde bir engel değil ki . Henüz 2.sınıfta olup STK’lara üye olup koşturanlar mı dersin, okul çıkışlarında garsonluk, anketörlük, host/hosteslik, veri giriş elemanı vb. gibi günlük veya part-time çalışanlar mı … Senin dışındaki yeni mezunların da iş tecrübesi olmadığını mı düşünüyorsun ?

Çalışmaktan gocunmayan gençlerin, mezun olduktan sonra çok daha ayağı yere sağlam basan insanlar olduğunun farkında işverenler. Bundan dolayı üniversitede okurken kendini gerçek iş dünyasına hazırlayan, para kazanmanın nasıl bir duygu olduğunu bilen gençleri arıyorlar genelde.

EE tamam da ya iş tecrübem yoksa ? Okulumda derslerimi iyi tutmak için çok çalıştım. Vizeler, finaller, tez derken çalışamadım mı diyorsun ? O zaman mülakatta kendini çok daha iyi ifade etmen, herkesten çok daha iyi hazırlaman, karşı tarafa yeteneklerini çok daha iyi göstermelisin. Sence gösteriyor musun ? Evet mi ? … Peki harika.

Şimdi işveren senle hemfikir mi sence ?

Reklamlar

Kendimizi pazarlamak mı ?

Üniversiteden mezun olmaya yakın büyük bir telaş sarar bedenimizi.  Üniversite’den içeri  ilk adımımız attığımız an gelir belki gözümüzün önüne, önce bir tebessüm sonra ise koca bir bıkkınlık , telaş, korku sarar tüm bedenimizi!

Aslına bakarsanız bu türkiye’de yaşayan çoğu üniversitelinin ortak sorunu. “Üniversite mezunu olmuşum, hâla iş bulamıyorum . Keşke hiç okumasaydım da direk çalışma hayatına başlasaydım bir yerde” diyenleriniz bile oluyordur belki.

Girdiğimiz mülakatlardan olumlu sonuç alamamak bir noktadan sonra sizi pes ettiriyorsa , artık yorulduysanız o zaman aşağıdaki nacizane tavsiyeleri göz önünde bulundurmanızda fayda olabilir.

1. kuralımız ve aklımızdan çıkarmamız gereken bir nokta var ki işverenler işine  yarayacağını düşündüğü iyi bir adayı kaçırmak kesinlikle istemezler. Çünkü o adayları bulmak kolay değildir. Bu işverenler için para+zaman demektir ki işverenler için son derece önemli konulardır.

Dolayısıyla önce kendimize çeki düzen verip , önce kendimize güvenmekle başlamalıyız işe. Ne istediğimizi gerçekten bilmeliyiz, neden o firma’da neden o pozisyonda çalışmak istiyorum , uzun vadade ne gibi hedeflerim var vb. bilgileri işverenlere kendimizden emin , ne istediğini bilen bir yeni mezun olarak söyleyebilmeliyiz.

Kendimizi pazarlamasını bilmeliyiz . Eğer kendimizi pazarlayamazsak firma bizim  ne kadar faydalı olabileceğimizi nerden bilebilir ?

Kendimizi pazarlamak nedir peki ?

Bir ürün/mal/hizmet aldığınızda , pazarlamacılar o ürünü nasıl sunuyor size dikkat ettiniz mi ? ( O ürünün güçlü özelliklerini , neden almamız gerektiğini, bize ne gibi faydalar sunabileceğini . . . . )

Bizde kendimizi nasıl pazarlayabiliriz, birde bunları inceleyelim.

1. Neden o pozisyonu istiyorum ?

2. Beni almanızla size ne gibi faydalar sunabilirim ?

3.Güçlü özelliklerim neler ?

4. Geliştirmem gereken özellikler neler ?

yukarıdaki soruları çoğaltabilir pek tabii.

Kendinizi Pazarlamayı başardığınızda kendinizi hayal ettiğiniz firmada bulabilirsiniz belki.

Hiç bir zaman pes etmeyin, ve kendizi pazarlamayı öğrenin.

İş var ama nitelikli eleman yok

Yaklaşık 4 yıldır üniversite öğrencileri ve mezunlara iş imkanları sunuyorum. İş var ama nitelikli eleman yok deselerdi bundan önce herhalde çoğu insan gibi “hadi l.. ordan derdim. Türkiye’de o kadar işsiz varken sen kalkmış eleman yok diyorsun dalgamı geçiyorsun kardeşim, derdim. Ama şu an’da böyle düşünmüyorum. Bu yazıda böyle düşünmeme sebep yaşadığım olayları paylaşacağım sizinle, belki bana hak verirsiniz.

Aslında bu kendinizi karşınızdakinin yerine koyarak düşünmenizle ilgili. İş arayan olarak kendi pencerenizden bakarak “işsizim işte kimse bana iş vermiyor ” diye düşünürsünüz, firmalar’da nitelikli elemanları bulmak için danışmanlık firmalarına tonlarca para öderler.  Düşünebiliyor musunuz sizin gibi iyi bir elemanı bulmak için işverenler danışmanlık firmalarına tonlarca para ayırıyorlar. Doğru elemanı nitelikli elemanı bulmak için departmanlar oluşturuyorlar. Siz de bir yandan iş yok diye dizinize vurup duruyorsunuz. Çok tezat bir durum değil mi ne dersiniz ?

İyi bir elemanı hiçbir firma kaybetmez. Çünkü iyi bir elemanı kaybettiğinde onun yerine gelecek elemanı bulmak için harcayacağı para ve zaman  işverene pahalıya neden olur.

Danışmanlık yaptığımız bir firma “halkla ilişkiler elemanı ” bulmamız için bizi görevlendirdi.  Neyse ilanımızı çıktık ve başvuruları almaya başladık. Şimdi size bu süreçte geçen trajik olayları anlatarak neden “iş var ama nitelikli eleman yok ” düşüncemi anlatacağım.

Başvurular arasından ilk adayımızı çağırıyorum. Aday görüşmeye zamanında geliyor. Ancak erkek arkadaşıyla  el ele birlikte odaya geçiyorlar. Kendisine görüşmeyi kendisiyle yapacağımızı söylüyoruz ama adayımız yanındaki erkek arkadaşının nişanlısı olduğundan bir problem oluşmayacağını yanında kalmasını istediğini belirtiyor. Görüşmeyi gözleri sürekli nişanlasında olan adayımızla mülakatı kısa sürede bitiriyorum.

İkinci adayımızı çağrıyoruz.  Özgeçmişinde yazdığı kadarıyla iş tecrübeleri pozisyon için yeterli.  Görüşmeye yalnız geliyor bu adayımız . Görüşme odasına alıyoruz ve mülakatımız doğal halinde ilerliyor ve adayımı gönderiyorum. Adayla ilgili görüşlerim olumlu, pozisyon için gayet iyi bir aday. Gerek tecrübeleri , gerekse mülakatta verdiği cevaplar tatmin edici. Akşama doğru adayı arayıp işe alındığını söylemek istiyorum. Arıyorum , arıyorum ama telefona bakmıyor. Aradan biraz zaman geçtikten sonra son kez arıyorum. Bu sefer telefonum meşgule veriliyor. 2 dk sonra ise bir mesaj geliyor telefonuma. İşinizle ailevi nedenlerden dolayı kabul etmiyorum, lütfen beni rahatsız etmeyin….

Başka bir adayımızı çağrıyoruz bu sefer. Hatta bu aday kendisini mülakata davet ettirmek için epey aradı bize. Bu işe çok ihtiyacı olduğunu, eğer görüşmeye davet edilirse kendisinin bu pozisyon için ne kadar iyi olduğunu bizimde görebileceğimizi söyledi. İyi dedim yarın sabah 10 ‘da gelin görüşelim. Ertesi gün saat 10.10 , telefonla arıyorum adayı. Acaba yolumu bulamadı diye. Telefonda uykulu bir ses tonu, “haa,aaa şey alarmım çalmamış  . . . . . ”

Yukarıdaki örnekleri hiç bir yorum katmadan, ne yaşadıysam onları kendi doğallığında sizinle paylaştım. Çünkü yorumu size bırakmak istedim. Hal böyleyken “iş var nitelikli eleman yok ” düşüncemi sürdürüyorum.